ustadan haberler iyiydi. karavanın tüm bakım çalışmaları bitmişti, yola hazırdı. yaz sezonu da yakında başlayacaktı.
yağmur sevinç içinde çalıştırdı emektar gezginini. babası, yıllarca gözü gibi baktığı bu karavanla ne unutulmaz tatillere çıkarmıştı annesiyle onu.
eve dönerken yolda bu yaz planını gözden geçirdi. yine dalyan'a gitmeyi planlıyordu. belediyede yer tutma konusunda sorun çıkarmıyordu orada. yine babasının sayesinde... En çok gelip gittikleri tatil mekanı olması sebebiyle belediyede hatırlı dostlar edinilmişti zamanında. yine kahve ve sandviç satmayı planlıyordu. özellikle farklı farklı kahveler satmayı seviyordu, sezon sonuna doğru kahvelerinin müdavimleri bile olabiliyordu ve ilginç insan yüzleri, enteresan çiftler, aileler, hikayeler... Yağmur, her türden hikayeyi severdi. bazen kahve alışverişinin zoraki diyalogları dışında konuşmayan ketum müşterilerine takılır, onlara göre hikayeler uydururdu aklından. hikayeleri uydurup bıraksa iyi! gözleme aldığı birinin gerçek hayatının uydurduğu hikayeye benzeyip benzemediğini de merak etmeye başlardı.sadece gördüğünün üzerine kafasında ürettiği hikaye gerçeğe uyuyor mu uymuyor mu? böyle böyle "bu da benden olsun" diye az kahve ısmarlamamıştı müşterilerine. "bu da benden olsun", ketum müşterinin sempatisini kazanıp onu konuşturabilmek için masum bir yemdi. bu abuk sabuk oyunlarla karavanın başında kahve yaparak gün geçirmekten hiç sıkılmazdı yağmur. hiç yalnız da kalmazdı. ve işin en güzel yanı, yazın biriktirdiği paralarla kışın geçimini sağlardı. biriktirdiği insan öyküleri ise paha biçilmez bir zenginlikti onun için.
yine heveslenmeye başladı bütün bunları düşündükçe.
eve de varmıştı. şimdiki görevimiz tehlike'si nezihe hanım'a yakalanmadan eve girmekti.