V komşunun külü

00:39 / ...ve şöyle devam etti puantiye hanım /

hiçbir zaman bir seferde çıkmayı beceremezdi evden. evden çıkmak ve o güne ait düz bir çizgide gitmek... hayır, mutlaka bu iki eylemin arasında bir "geridönme" eylemi vardı. unuturdu hep bişeyleri. hem de küçüklüğünden beri. öğretmenlerinden en çok duyduğu sözler "kendini de unutsaydın Yağmur" sözleriydi. hatta bu deyişin ülke sathına onun içinde olduğu okuldan, içinde olduğu sınıftan ve hatta kendi sırasından yayıldığına inanırdı. Eşyalara sadakati yoktu ama kendini hiç unutmazdı. bir an bile. Sarhoşken bile hep bilinci açıktı, ertesi gün ne yaptığını bilen sıkıcı tiplerdendi o. kendini kaybetmezdi, bırakmazdı, unutmazdı.

bugünkü evden çıkması da yine bir geridönüşe takılmıştı. o esnada dalgın zihninden geçiyordu bunlar. tekrar girdi eve ve holde boş boş bakındı etrafına. şimdi de neyi unuttuğu için geri döndüğünü unutmuştu. hah işte bu katmerli unutmalar arada bir olurdu. portmantoya bakındı. dışarı çıkarken yanına alacaklarını genellikle kapıya yakın koyardı. evet ya, yazlık sinema için hazırladığı broşür taslakları ve sinema programına ilişkin bir takım karalamaların bulunduğu dosyası, evet orada işte.

paldır küldür çıkarken birden küçülttü hareketlerini, karşı komşusu banka emeklisi Nezihe hanım geldi aklına. sudan bir bahaneyle kapıyı açıp onu zorlanmadan lafa tutabilirdi. ne kadar mesafeli davranmaya çalışsa da Nezihe hanım, her türlü duvardan içeri farkettirmeden sızabilen değişik bir kimyasaldan mamuldü. zariflik, ince düşünme ve kırılganlık onun insanların hayatına sokulmada kullandığı aparatlardı. şu anda nezihe hanımın gözetleme deliğinden baktığından adı gibi emindi yağmur. deliğe bakmamaya çalışarak anahtarları arandı. anahtarı kilide soktuğunda artık nezihe hanım'ın onu bugünlük azat ettiğini anlamıştı. yoksa çoktan elinde bir çöp torbasıyla karşısında bitiverirdi. çünkü nezihe hanım avcı ruhluydu. kapı komşusu avcısı.

şimdiki haline bakılırsa zamanında belli ki güzel bir kadındı. aşırı titizliği ve soğuk mizacı yüzünden evlenmediğini ve halinden memnun olduğunu söylemişti bir defasında ve nice başka şeyler... Nezihe hanım'da laf bitmezdi. bazen insanların arasına giriveren o sessizlik, Nezihe Hanım'ın bulunduğu ortama girmeye cüret edemezdi. hem konuşur hem konuştururdu. kendinizi birdenbire çok samimi, çok açıkyürekli ve ağzında bakla ıslanmaz buluverirdiniz. asla boş bulunup şaşırmaz ve size verdiğiniz sırların büyüklüğünü o anda farkettirmezdi. siz sonradan farkeder, birden elinizle ağzınızı kapatır ve hayatınızı sanki sokak kapısının değil de bir tülün ardında yaşamaya devam ederdiniz.

Nezihe Hanım, özel hayatınıza sızan bu varlığına rağmen garip bir şekilde asla yargılayıcı bir tavır takınmazdı. sadece durumunuza, konumunuza ilişkin sosyal bilimsel gibi görünen, renksiz gibi duran tanımlar yapardı. Evinize girip çıkan erkek arkadaşınıza ilişkin, herhangi bir konuşmada lafı ustaca oraya getirdikten sonra, lafın sonuna vurgusuz bir tonda "dost tutmak ve dost hayatı yaşamak" üzerine bir iki cümle iliştiriverirdi özensizce. sizde çayınızın yanında ikinci bir bisküvi almaya gerek duymaz; sohbet sonuna iliştirilenleri sindirmek zorunda kalırdınız.

yağmur hiç uzatmazdı, tartışmazdı. İnsanların çoğunun değişmeyi sevmediğini çok küçük yaşlarda farketmişti. katılmadığı bir ahlaki duruş üzerine kendi duruşunu dillendirse ne değişecekti? hem onlar çoktu, yağmurlar azdı, hayat da alabildiğine yozdu.

yağmur, demek hayatım bu aralar düşündüğümden de tekdüze ve sıkıcı, Nezihe Hanım bile beni kendi halime bıraktığına göre... dedi içinden. ve hayatını ölçüp tarttığı bir terazi olarak Nezihe Hanım figürünün ne kadar tutarlı ve sağlam olduğunu düşündü. ve takdir etti evet. insanları sadece erdemleri için değil, bir takım istikrarlı lüzumsuzlukları içinde takdir ederdi yağmur. kolay değildi.

bugün arabaya binmeyecekti. hava güzeldi ve çarşıya doğru tempolu bir yürüyüş iyi gelecekti. dernekte arkadaşlarıyla buluşacak ve yazlık sinemanın yapacağı etkinlikler ve bunların tanıtımları üzerine konuşacaklardı.

başını kaldırıp dairesine baktı ve gözü yan daireye kaydı, bir perde belli belirsiz oynamıştı. şu nezihe hanım ne kadındı! küçük hayatının aksiyonu olarak kullanıyordu komşularını. zararsız ve amaçsız Colombo Nezihe... bari bu insan tiplemelerini derleyip toplasa da bir roman yazsaydı.

yağmur, gülümseyerek omuz silkti ve sokağın bittiği yerden köşeyi dönerek gözden kayboldu.

BAHSİ GEÇENLER , , ,